Online Shop
Detoks well-being organik sağlıklı detox yaşam wellnees beslenme

Organik ve rafine edilmemiş yağların babası, Udo Erasmus, sindirim problemlerini nasıl iyileştirdiğini, sabahları güzel kokulu bir nefesle uyanmanın sırlarını, içinde bulunduğumuz ortamın sağılığımızda yansımasını nasıl bulduğunu anlatıyor. 

Gezegen = Toprak = Gıda= Vücut
Gıdalarımızla birlikte niçin enzim almalıyız?
 

Gezegende yaratılan herşey, milyarlarca yıl önceye gidiyor, doğayla uyum içinde bugüne geliyor. Doğanın gıdaları taze, tam, organik, mevsiminde, yerel olarak yetiştirilmiş, güneşte olgunlaşmış ve çiğ olarak bulunur. Yanlızca insanlar işliyor, pişiriyor ve gıdalara zarar veriyor. Ancak bu işlemler esnasında, çiğ gıdalarda doğal olarak bulunan enzimler yok oluyor.

Enzim takviye ederek, gıdalardaki tahrip olmuş enzimlerin yerine yenilerini koyabiliriz. Vücutta pankreas enzimleri sindirim için üretilir ve enzim takviye edildiğinde bu organı rahatlatmış oluruz.

Enzimler konusunda benim de kişisel deneyimim var. 50 yaşımda iken sindirimim karmakarışık durumdaydı. Gaz sorunum, ağrılarım ve mide bulantım vardı. Enzim almaya başladım ve enzimlere inancım o zaman başladı. Çünkü benim sindirim sorunlarımı iyileştirmişlerdi. Şimdi 66 yaşımdayım ve 50 yaşımdaki halimden daha iyi bir sindirim sistemim var, hatta enzim almasam bile. Bunu nasıl açıklayabilirim? Benim teorim sindirim sistemimin dinlenmeye fırsat bulması ve kendisini yeniden inşa etmesi. Gıdalarla birlikte enzim aldığım için sindirim sistemime aşırı yüklenmiyorum. 


Probiyotikler nedir ve en iyi şekilde nasıl kullanılır? 

Probiyotikler dost bakterilerdir ve başından sonuna kadar sindirim yollarımızda bulunurlar. Bizi sindirim sistemimizde yaşayan (çünkü orası sıcaktır ve bol miktarda besin vardır) ve hasta eden kötü bakterilerden korurlar. Dost bakteriler sindirim yollarımızın içindeki hücreleri harekete geçirerek koruyucu bir tabaka oluşmasını sağlarlar. Bu tabaka, sindirim sistemine zarar veren asitlere, bakterilere ve aşınmalara engel olur. Aynı zamanda ishali de önler. Sindirim sistemimizde doğal olarak bulunurlar ve mutlaka takviye edilmelidirler. 

Probiyotikler ağızda oldukları zaman mide ve yemek borusunu da muhtemel hasarlara karşı korurlar. Aynı zamanda diş etlerini, dişleri, sinüsleri, bademcikleri, iç kulak kanallarını ve gözyaşı kanallarını enfeksiyonlara karşı korurlar.

Kullanmak için, bir kapsül açın, içeriğini dilinizin üstüne boşaltın, dişerinizi bununla fırçalayın (günlük normal ağız bakımından sonra), emin ve ağzınızda bırakın  (çalkalamayın). Faydalarını kanıtlamak için bu bir yoldur. Eğer yatmadan önce dişlerimizi probiyotiklerle fırçalarsak ve ağzımızda bir miktar bırakarak emersek, probiyotikler  ağızımızda bütün gece boyunca kötü nefese neden olan bakterilerle savaşirlar ve sabah uyandığımızda nefesimizin çok daha iyi olduğunu göruruz. Kötü soluğa neden olan zararli bakteriler canlıdır ve bütün gece biz uyurken ağzımızda çoğalırlar. Cünkü uyurken onları yutmayız. Probiyotikler de canlıdır. Bütün gece boyunca, zararlı  bakterilerin büyümesini engeller, üremelerine mani olur, onların gıdalarını çalarlar. Bu nedenle sabah kalktığınızda nefesiniz kokmaz, bunu partnerinize sorabilirsiniz..


İyi ve kötü yağlar karmaşasının içinden çıkabilir misiniz?

Yağlar beslenmede en çok yanlış anlaşılmış gıdalardır. Miktarları çok az olmakla beraber iyi yağlar yaşam ve sağlık için temel göreve sahiptir. Bunların en iyileri temel yağ asitleridir, yani omega 3 ve omega 6. Vücut bunları yapamaz, ancak yaşamak ve sağlıklı kalmak için ihtiyaç duyduğu bu yağları temin etmelidir. Bu yağlar zararlı kimyasallar kullanılmaksızın yetiştirilmiş, üretim ve depolama sırasında ışık, ısı ve oksijenden korunmuş organik tohumlardan çıkarılır. Tekli doymamış yağlar (omega 9) ve doymuş yağlar da iyidirler ama esansiyel değildirler.
Yağlar iyi yağlar olsa bile, sanayide işlendiğinde ve evde yemek hazırlama (kızartma, kavurma, soteleme, barbekü, fırında pişirme) esnasında zarar görerek kötü yağa dönüşürler. Bu yağlar yalnızca bir kimyagerin anlayabileceği garip isimli değişmiş moleküller ihtiva ederler. İşlemede, normal renkli, kokulu, tatlı omega 6 pişirme yağlarının molekülleri yüzde 1 oranında zarar görür. Balık yağları ise yüzde 3-5 arasında zarar görmüş molekül ihtiva eder, konsantre balık yağlarında ise çok daha fazla hasar görmüş molekül vardır.

Kötü yağlardaki işlenerek zarar görmüş moleküller, doğadaki çiğ gıdalarda bulunmaz, böylece yaşam bunları kolaylıkla bertaraf edecek bir DNA programı yapamaz. Bunlar vücuda girdiklerinde, birikme eğilimi gösterirler ve çok yavaş iyileşen sistemik enflamasyonlara neden olurlar. Doğa, DNA’mızı doğal yaşamaya uyumlu olarak yapmıştır. DNA’mız böcek ilaçları, plastikler, sentetik ilaçlar, endüstriyel kimyasallar ve işleme ya da gıda hazırlama esnasında bozulan besin molekülleri gibi endüstriyel moleküllere uyum sağlamak için değildir.

Yağlara geldiğimizde, yalnızca omega 3 ve omega 6’ya ihtiyaç duyarız. Bunların her ikisi de zararsızdır. Doğru oran 2’ye 1’dir. Bunun dışındaki her şey isteğe bağlıdır. 


Temel yağlar ve terapötik (iyileştirici) yağlar arasında ne fark vardır?

Tohumlar ve kabuklu yemiş yağları temel yağlardır. Proteinler ve karbonhidratlarla birlikte bu yağlar en önemli besinlerdir. Bunlar gıdalarla karışık bir şekilde alınmalıdır ve günün bütün öğünlerine dağıtılmalıdır. Bu yağlar temel yağlar oldugundan hergün mutlaka besinlerle alma zorunlulugu vardır.
Terapötik yağlar balıktan gelir, buna rağmen bunları balık yapmaz. Balık bunları aldığı gıdalardan edinir ve bu tip terapötik yağlar bitki orijinlidir. İşleme sırsında balık yağları zarar gördüğü için, ben bitkisel kökenli terapötik yağları tercih ederim. Bunlar PBC’ler ve dioksinler olmaksızın kontrollü bir ortamda büyüyebilirler ve işleme hasarı olmadan toplanabilirler. Balıkta öyle değil, bunlar okyanuslarda kolaylıkla bozulabilirler, alglardan (bir çeşit yosun) gelen terapötik yağlar ise sürdürülebilirdir.

Terapötik yağlar küçük miktarlarda kullanılır. Günlük olarak 3-5 gram kullanımı uygundur.

Bulunduğumuz ortam sağlığımızı nasıl etkiler? 

Çevremizi kirlettiğimizde, çevremiz de bizi kirletir. Biz çevremizle besleniriz, o bizim besinimizdir. Sorun olan çevremiz değildir. Kirletenler bizleriz. Bizsiz doğanın kirlenme problemi yoktur. Kirli bir gezegen temiz gıda sağlamaz.

Fosil yakıtları kullanmak bizi iklim değişimi, kuraklık, açlık ve kıt kaynaklar üzerinde savaşlara götürür. Soluduğumuz havadaki oksijeni azaltır. Bütün fosil yakıtları yaktığımızda, bitkilerin 4,5 milyar yılda yaptığı oksijeni, karbondioksite dönüştürürüz.  Böylece havayı soluyan herşey ölür.

Su enerji ihtiyacımızı karşılamak için sürdürülebilir tek seçenektir. Su, elektrik ve temiz yakıt sağlar. Depolanmış su, yeşil bitkilerin sulanmasında da kullanılabilir. Yeşil bitkiler havadaki karbondioksiti nefes alınabilir oksijene dönüştürebilmenin tek sürdürülebilir yoludur.
Yeşil bitkiler tanrı gibidir. Hiçbirşey için bize ihtiyaçları yoktur. Ama bizim herşey için onlara ihtiyacımız vardır. Bize besin ve et sağlarlar (bir inek ottan yapılmıştır). Protein, yağ, enerji, vitamin, antioksidan, doğal ilaç (bitkisel besinler) ve oksijen üretirler. Bizim için güneş enerjisini depolarlar. Bitkiler bize uygun mineralleri kayalardan emerler. Biz bunu yapamayız, ama bitkiler yapabilir.

Bu nedenle herkes kendisini bahçıvana dönüştürmelidir. Gezegenimize şükranla büyük bir özen göstermeliyiz ve koruyup kollamalıyız. 

Yaşam Enerjisi = Gerçek Sağlık
Sağlık olarak yaşam hakkında daha fazla konuşalım. Bu benim için yeni bir konsept
 

Sağlık yaşamın kendisidir. Doğa hem sağlığı, hem tedaviyi yaratmıştır. Doğa DNA’yı inşa etmiştir. Doğa yaşamı tasarlamıştır. Doğa prensipleri ve vücut sağlığının bileşenlerini icat etmiştir. Doğa, duyguları, algıları, yorumları, kararları ve olası eylemleri yapar. Yaşam, vücudu, aklı ve ruhu inşa eder. Ama biz onu kaybetmek üzereyiz, biz doğayı bize herşeyi sağlamasına rağmen kendimize bahşedilmiş olarak görürüz.

 

 

Sağlığınızı iyileştirmek için pratik öneriler, trendler, etkinlikler ve promosyonları, her hafta
 Akatlar Well-Being Merkezi
Günlük Detox, Well-Aging programları, Day Spa, Yoga & Esneklik dersleri. Yalnızca yılda iki kez değil, yaşam boyu arınma için.
Uzmanımız Gül Kaynak’tan
Hemen izleyin
Uzaktan Eğitim
Uzaktan Eğitim

Uzaktan eğitim 

ile hem eğlenin, hem öğrenin, hem sürpriz hediyeler kazanın.
Uzaktan Eğitim
Soru ve anket formlarımızla bize ulaşın
Bizimle çalışmak ister misiniz?
Başa Dön
Hakkımızda | Felsefemiz | Program | Ekibimiz | Basından | İletişim | Bize Katılın | Dostlarımız
Copyright © 2007 The LifeCo. Tüm Hakları Saklıdır. Yasal Uyarı
English  |  Deutsch  |  Svenska  |  Türkçe